Türkan Saylan'ın ÇYDDsinin bağışladı MİSYONERLİK kitabı!!


Bugünlerde Türkiye'nin en önemli gündemi haline getirilen mitinglerin en büyük organizatörlerinden biri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan.


Saylan'ın ve derneğinin ismi bugünlerde bir başka olayla yeniden gündemde.

Dernek tarafından ilkokul çocuklarına hediye olarak dağıtılan kitaplarda insanı şok eden ifadeler yer alıyor.

 

 

Türkan Saylan'ın ÇYDDsinin bağışladı MİSYONERLİK kitabı!!


Bugünlerde Türkiye'nin en önemli gündemi haline getirilen mitinglerin en büyük organizatörlerinden biri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan.


Saylan'ın ve derneğinin ismi bugünlerde bir başka olayla yeniden gündemde.

Dernek tarafından ilkokul çocuklarına hediye olarak dağıtılan kitaplarda insanı şok eden ifadeler yer alıyor.

 

 

45 (ATATÜRK adını haince kullanan) ATATÜRKçü derneğin 43 tanesi

Milliyetçi Hareket Partisi’nde uzun yıllar siyaset yaptıktan sonra partiden ayrılarak Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği’ni kuran Taner Ünal, ulusalcı ve ATATÜRKçü dernekleri ağır bir dille suçladı.

“Ulusalcı dernekler, tepeden inme politika ile hareket ediyor. Samimi değiller. ATATÜRK’le hiçbir ilgileri yok. İstanbul’daki 45 ATATÜRKçü derneğin 43 tanesi mason.” diyen Ünal, iddialarını daha da ileri götürerek bu derneklerin ABD’den para yardımı aldığını söylüyor. ABD’ye karşı yazılarına son vermesi için söz konusu derneklerin kendisine milyon dolarlar teklif ettiğini ileri süren Ünal, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in ortaya attığı Avrasya projesinin ardında Amerika’nın olduğundan da emin. Ünal’ın iddialarına ATATÜRKçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı sert karşılık verdi. 3 yıl önce masonluğa karşı olduklarını içeren bir genelge yayınladıklarını ifade eden Kazancı, “Saçma sapan suçlamalar. Taner Ünal bunları nasıl tespit etmiş? Tamamen iftira.” dedi.

Öte yandan Ünal’ın başkanı olduğu derneğin onursal başkanı ise kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim, emekli Koramiral Hasan Kundakçı.

AB ve Kıbrıs gibi konularda aynı safta yer alan ulusalcı dernekler birbirini ‘mason’, ‘samimiyetsiz’ ve ‘tepeden inmeci’ olmakla suçlamaya başladı. 4 ay önce Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi”ni (VKGB) kuran Taner Ünal, diğer ulusalcı dernekler hakkında ilginç iddialarda bulundu. Bir dönem Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanlığına da aday olan Ünal, kuvay-ı milliye veya müdafaa-i hukuk adıyla kurulan ve son zamanlarda sayıları hızla artan derneklerine halkın teveccüh göstermediğini savundu. Ulusalcı dernekleri ‘sanal ve tabela örgütlenmesi’ olarak nitelendiren VKGB Başkanı Ünal şunları söyledi: “10-15 kişi toplanıp bir tabela asıyor. Ama bu dernekler tepeden inme politikalarla hareket ediyor. Hiçbiri samimi değil. Halkın teveccühü de yok. Etraflarında kimse yok. Halk olmadan birbirleriyle münazara yapıyorlar. ATATÜRK’le hiçbir ilgileri yok. İstanbul’daki 45 ATATÜRKçü derneğin 43 tanesi mason. ATATÜRK, mason localarını kapattı. Masonluk, hem İslam’a, hem Türklüğe hem de vatana aykırı bir kuruluştur. Bunların kafalarında dayatma var. Adam emekli olduktan sonra heves için dernek kuruyor.” Ünal, ulusalcı derneklerle ilgili ilginç bir iddiada bulundu. VKGB başkanı, Amerika’ya karşı yazdığı yazı ve faaliyetlerinin durdurulması için ulusalcı derneklerin kendisine milyon dolarlık iş teklif ettiğini ileri sürdü. Ünal’a göre, Aydınlık grubunun Türkiye için alternatif gösterdiği Avrasya projesinin arkasında Amerika var.

Ünal’ın iddialarına karşı ADD Genel Başkanı Avukat Ertuğrul Kazancı’dan sert cevaplar geldi. ATATÜRKçü derneklerden hiçbirinin mason olmadığını savunan Kazancı, “Bu iddiaları reddediyorum. Bu tamamen bir iftira. 3 yıl önce masonluğa karşı olduğumuzu içeren bir genelge yayınladık. Bu iddialar saçma sapan iddialar. Bunu nasıl tespit etmiş? Derneklerde çalışanlar amatör ruhlu ve samimi insanlar.” dedi. ADD Genel Başkanı, Taner Ünal’ın ‘samimi değiller’ sözlerine ise ‘Kendi samimiyetlerinin ölçüsü nedir?’ diye sordu. Ünal’ı tanımadığını belirten Kazancı, “O dernek birdenbire nasıl gelişti? Bir yerde eylem yaptıklarına veya herhangi bir faaliyette bulunduklarına ben hiç tanık olmadım. Aynı paralelde faaliyet gösteren derneklere saldırmak çok yanlış bir yöntemdir. Hiç yerinde olmayan bir tarz.” diye konuştu. Ulusal Birlik Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Cengiz ise Ünal’ın ‘kuvay-ı milliye derneklerinin sanal olduğu’ iddialarına ise katılmadığını söyledi. Cengiz, Taner Ünal diye birisini tanımadığını belirtti. Ulusal Birlik Konseyi Genel Sekreteri Cengiz, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi diye bir oluşumdan haberi olmadığını ifade etti.

Ünal’ın hareketinde emekli paşalar da var

Ünal’ın genel başkanlık yaptığı VKGB Hareketi Derneği’nin onursal başkanlığını emekli Korgeneral Hasan Kundakçı yapıyor. Kundakçı Paşa’nın yanı sıra emekli Tümgeneral Cumhur Evcil ve emekli Korgeneral Suat İlhan gibi birçok isim de harekete destek verenler arasında. Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş, emekli Deniz Binbaşı Erol Bilbilik, Prof. Dr. Erol Manisalı gibi isimler ise derneğin çıkardığı ‘Türkeli Dergisi’nde yazıyor. 4 ay önce eski MHP Genel Başkan adayı Taner Ünal tarafından kurulan dernek 2 ay içinde 98 şube açtı. Ünal, örgütlenmek için 5 daire ve arabasını sattığını ifade ediyor. İnşaat mühendisi olan Ünal, yaklaşık 1 trilyon TL’yi derneğe hibe ettiğini söyledi. Ülkü Ocakları’nın kurucuları arasında yer alan Ünal, uzun bir dönem Ortadoğu gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

45 (ATATÜRK adını haince kullanan) ATATÜRKçü derneğin 43 tanesi

Milliyetçi Hareket Partisi’nde uzun yıllar siyaset yaptıktan sonra partiden ayrılarak Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği’ni kuran Taner Ünal, ulusalcı ve ATATÜRKçü dernekleri ağır bir dille suçladı.

“Ulusalcı dernekler, tepeden inme politika ile hareket ediyor. Samimi değiller. ATATÜRK’le hiçbir ilgileri yok. İstanbul’daki 45 ATATÜRKçü derneğin 43 tanesi mason.” diyen Ünal, iddialarını daha da ileri götürerek bu derneklerin ABD’den para yardımı aldığını söylüyor. ABD’ye karşı yazılarına son vermesi için söz konusu derneklerin kendisine milyon dolarlar teklif ettiğini ileri süren Ünal, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in ortaya attığı Avrasya projesinin ardında Amerika’nın olduğundan da emin. Ünal’ın iddialarına ATATÜRKçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı sert karşılık verdi. 3 yıl önce masonluğa karşı olduklarını içeren bir genelge yayınladıklarını ifade eden Kazancı, “Saçma sapan suçlamalar. Taner Ünal bunları nasıl tespit etmiş? Tamamen iftira.” dedi.

Öte yandan Ünal’ın başkanı olduğu derneğin onursal başkanı ise kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim, emekli Koramiral Hasan Kundakçı.

AB ve Kıbrıs gibi konularda aynı safta yer alan ulusalcı dernekler birbirini ‘mason’, ‘samimiyetsiz’ ve ‘tepeden inmeci’ olmakla suçlamaya başladı. 4 ay önce Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi”ni (VKGB) kuran Taner Ünal, diğer ulusalcı dernekler hakkında ilginç iddialarda bulundu. Bir dönem Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanlığına da aday olan Ünal, kuvay-ı milliye veya müdafaa-i hukuk adıyla kurulan ve son zamanlarda sayıları hızla artan derneklerine halkın teveccüh göstermediğini savundu. Ulusalcı dernekleri ‘sanal ve tabela örgütlenmesi’ olarak nitelendiren VKGB Başkanı Ünal şunları söyledi: “10-15 kişi toplanıp bir tabela asıyor. Ama bu dernekler tepeden inme politikalarla hareket ediyor. Hiçbiri samimi değil. Halkın teveccühü de yok. Etraflarında kimse yok. Halk olmadan birbirleriyle münazara yapıyorlar. ATATÜRK’le hiçbir ilgileri yok. İstanbul’daki 45 ATATÜRKçü derneğin 43 tanesi mason. ATATÜRK, mason localarını kapattı. Masonluk, hem İslam’a, hem Türklüğe hem de vatana aykırı bir kuruluştur. Bunların kafalarında dayatma var. Adam emekli olduktan sonra heves için dernek kuruyor.” Ünal, ulusalcı derneklerle ilgili ilginç bir iddiada bulundu. VKGB başkanı, Amerika’ya karşı yazdığı yazı ve faaliyetlerinin durdurulması için ulusalcı derneklerin kendisine milyon dolarlık iş teklif ettiğini ileri sürdü. Ünal’a göre, Aydınlık grubunun Türkiye için alternatif gösterdiği Avrasya projesinin arkasında Amerika var.

Ünal’ın iddialarına karşı ADD Genel Başkanı Avukat Ertuğrul Kazancı’dan sert cevaplar geldi. ATATÜRKçü derneklerden hiçbirinin mason olmadığını savunan Kazancı, “Bu iddiaları reddediyorum. Bu tamamen bir iftira. 3 yıl önce masonluğa karşı olduğumuzu içeren bir genelge yayınladık. Bu iddialar saçma sapan iddialar. Bunu nasıl tespit etmiş? Derneklerde çalışanlar amatör ruhlu ve samimi insanlar.” dedi. ADD Genel Başkanı, Taner Ünal’ın ‘samimi değiller’ sözlerine ise ‘Kendi samimiyetlerinin ölçüsü nedir?’ diye sordu. Ünal’ı tanımadığını belirten Kazancı, “O dernek birdenbire nasıl gelişti? Bir yerde eylem yaptıklarına veya herhangi bir faaliyette bulunduklarına ben hiç tanık olmadım. Aynı paralelde faaliyet gösteren derneklere saldırmak çok yanlış bir yöntemdir. Hiç yerinde olmayan bir tarz.” diye konuştu. Ulusal Birlik Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Cengiz ise Ünal’ın ‘kuvay-ı milliye derneklerinin sanal olduğu’ iddialarına ise katılmadığını söyledi. Cengiz, Taner Ünal diye birisini tanımadığını belirtti. Ulusal Birlik Konseyi Genel Sekreteri Cengiz, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi diye bir oluşumdan haberi olmadığını ifade etti.

Ünal’ın hareketinde emekli paşalar da var

Ünal’ın genel başkanlık yaptığı VKGB Hareketi Derneği’nin onursal başkanlığını emekli Korgeneral Hasan Kundakçı yapıyor. Kundakçı Paşa’nın yanı sıra emekli Tümgeneral Cumhur Evcil ve emekli Korgeneral Suat İlhan gibi birçok isim de harekete destek verenler arasında. Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş, emekli Deniz Binbaşı Erol Bilbilik, Prof. Dr. Erol Manisalı gibi isimler ise derneğin çıkardığı ‘Türkeli Dergisi’nde yazıyor. 4 ay önce eski MHP Genel Başkan adayı Taner Ünal tarafından kurulan dernek 2 ay içinde 98 şube açtı. Ünal, örgütlenmek için 5 daire ve arabasını sattığını ifade ediyor. İnşaat mühendisi olan Ünal, yaklaşık 1 trilyon TL’yi derneğe hibe ettiğini söyledi. Ülkü Ocakları’nın kurucuları arasında yer alan Ünal, uzun bir dönem Ortadoğu gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

ÇYDD'nin Türkiye'de Misyonerliğe Hizmet Ettiği MİT Taraf

Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan deşifre edilmiş '' MİSYONERLİK '' raporunda Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ATATÜRKçü Düşünce Derneği (ADD) de yer alıyor . İstihbarat Başkanı Cemal UZGÖREN imzalı raporda ÇEV misyonerlik faaliyeti yapan Dünya Kiliseler Birliği ile işbirliği yapmakla , ÇYDD ve ADD ise '' ATATÜRK'Ü KALKAN OLARAK KULLANIP '' yardım adı altında para toplandığının altı çiziliyor .MİT'in yazısında ÇYDD Başkanı Türkan SAYLAN'ın annesi Lili Mina RAIMAN'ın aslen Hıristiyan olduğu ve , 1936 ' da '' LEYLA '' ismini aldığı belirtiliyor . Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliği'nin ülkemizdeki temsilcisi Amerikan Board heyeti ,faaliyetini Sağlık ve Eğitim Vakıfları eliyle yürütüyor . Vakfın mütevelli heyetinin başında ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER'in kocası Yaşar YAŞER bulunuyor .
ÇEV , en son 1 Mart 2004 tarihinde Sabah gazetesindeyayımlanan bir haberle gündeme geldi . Habere göre Jandarna ve ÇEV , ortaklaşa düzenledikleri bir kampanya ile 3 bin öğrenciyi okutmak için maddi imkan sağladı . Vakıf , geçtiğimiz yıllarda ise burs dağıtında yaptığı ayrımcılıkla gündeme gelmişti . Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin ele geçirdiği belgelere göre öğrenciler Alevi , Kürt , Dinci , Tarikatçı şeklinde fişlendi . Devletin fakir öğrenciler için İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na tahsis ettiği burslar ÇEV , ÇYDD CEM VAKFI , ADD ve ROTARY KULÜBU'nce seçilen öğrencilere verildi . Müfettişler bunun Anayasal suş olduğuna dikkat çekmişti . Müfettişlerin hazırladığı raporda ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER ' in kişisel çıkarları için vakfı zarara uğrattığı da dile getirilmiş ; vakfın , yurtdışından topladığı bağışlar için Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı'ndan izin almadığı tespit edilmişti . Vakıfta ele geçen mülakat formlarındaki şu bilgiler hafızalara kazınmıştı : '' C.H. ; ÇOCUK ALEVİ , HEMEN VERİLMELİ . M.Ş. ; KÜRT VE AKILLI ÇOCUK , OLUMLU . A.O. ; TARİKATLARA İNANIYOR , OLUMSUZ . S.Ç. ; İHTİYACI VAR , ANCAK BANA GERİCİ GİBİ GÖRÜNDÜ . A.A. ; RESMEN TAKİYYE YAPIYOR , OLUMSUZ . Ç.A. ; FETHULLAH HOCA HAYRANI , RET . ''
Bu arada ÇYDD de '' ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN ÇAĞDAŞ KIZLARI '' adı altında Turkcell şirketiyle ortaklaşa bir kampanya düzenlemişti . Kampanyada ÇYDD , 33 ilde yaşayan 5 bin kız öğrenciye eğitim yardımı yaptığını açıklamıştı . Başkanlığını Gülseven YAŞER'in yaptığı ÇEV ile AMERİKAN BOARD heyeti ve ADD koordinasyon içerisinde olup , ÇEV deprem deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlıyarak AMERİKAN BOARD ' dan yardım talebinde bulunmuştur . ÇEV , ayrıca 3 bine yakın öğrenciye burs vermektedir .
Merkezi İSviçre Cenevre'de bulunan Dünya Kiliseler Birliğinin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur

ÇYDD'nin Türkiye'de Misyonerliğe Hizmet Ettiği MİT Taraf

Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan deşifre edilmiş '' MİSYONERLİK '' raporunda Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ATATÜRKçü Düşünce Derneği (ADD) de yer alıyor . İstihbarat Başkanı Cemal UZGÖREN imzalı raporda ÇEV misyonerlik faaliyeti yapan Dünya Kiliseler Birliği ile işbirliği yapmakla , ÇYDD ve ADD ise '' ATATÜRK'Ü KALKAN OLARAK KULLANIP '' yardım adı altında para toplandığının altı çiziliyor .MİT'in yazısında ÇYDD Başkanı Türkan SAYLAN'ın annesi Lili Mina RAIMAN'ın aslen Hıristiyan olduğu ve , 1936 ' da '' LEYLA '' ismini aldığı belirtiliyor . Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliği'nin ülkemizdeki temsilcisi Amerikan Board heyeti ,faaliyetini Sağlık ve Eğitim Vakıfları eliyle yürütüyor . Vakfın mütevelli heyetinin başında ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER'in kocası Yaşar YAŞER bulunuyor .
ÇEV , en son 1 Mart 2004 tarihinde Sabah gazetesindeyayımlanan bir haberle gündeme geldi . Habere göre Jandarna ve ÇEV , ortaklaşa düzenledikleri bir kampanya ile 3 bin öğrenciyi okutmak için maddi imkan sağladı . Vakıf , geçtiğimiz yıllarda ise burs dağıtında yaptığı ayrımcılıkla gündeme gelmişti . Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin ele geçirdiği belgelere göre öğrenciler Alevi , Kürt , Dinci , Tarikatçı şeklinde fişlendi . Devletin fakir öğrenciler için İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na tahsis ettiği burslar ÇEV , ÇYDD CEM VAKFI , ADD ve ROTARY KULÜBU'nce seçilen öğrencilere verildi . Müfettişler bunun Anayasal suş olduğuna dikkat çekmişti . Müfettişlerin hazırladığı raporda ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER ' in kişisel çıkarları için vakfı zarara uğrattığı da dile getirilmiş ; vakfın , yurtdışından topladığı bağışlar için Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı'ndan izin almadığı tespit edilmişti . Vakıfta ele geçen mülakat formlarındaki şu bilgiler hafızalara kazınmıştı : '' C.H. ; ÇOCUK ALEVİ , HEMEN VERİLMELİ . M.Ş. ; KÜRT VE AKILLI ÇOCUK , OLUMLU . A.O. ; TARİKATLARA İNANIYOR , OLUMSUZ . S.Ç. ; İHTİYACI VAR , ANCAK BANA GERİCİ GİBİ GÖRÜNDÜ . A.A. ; RESMEN TAKİYYE YAPIYOR , OLUMSUZ . Ç.A. ; FETHULLAH HOCA HAYRANI , RET . ''
Bu arada ÇYDD de '' ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN ÇAĞDAŞ KIZLARI '' adı altında Turkcell şirketiyle ortaklaşa bir kampanya düzenlemişti . Kampanyada ÇYDD , 33 ilde yaşayan 5 bin kız öğrenciye eğitim yardımı yaptığını açıklamıştı . Başkanlığını Gülseven YAŞER'in yaptığı ÇEV ile AMERİKAN BOARD heyeti ve ADD koordinasyon içerisinde olup , ÇEV deprem deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlıyarak AMERİKAN BOARD ' dan yardım talebinde bulunmuştur . ÇEV , ayrıca 3 bine yakın öğrenciye burs vermektedir .
Merkezi İSviçre Cenevre'de bulunan Dünya Kiliseler Birliğinin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur

ÇYDD'nin Türkiye'de Misyonerliğe Hizmet Ettiği MİT Taraf

Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan deşifre edilmiş '' MİSYONERLİK '' raporunda Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ATATÜRKçü Düşünce Derneği (ADD) de yer alıyor . İstihbarat Başkanı Cemal UZGÖREN imzalı raporda ÇEV misyonerlik faaliyeti yapan Dünya Kiliseler Birliği ile işbirliği yapmakla , ÇYDD ve ADD ise '' ATATÜRK'Ü KALKAN OLARAK KULLANIP '' yardım adı altında para toplandığının altı çiziliyor .MİT'in yazısında ÇYDD Başkanı Türkan SAYLAN'ın annesi Lili Mina RAIMAN'ın aslen Hıristiyan olduğu ve , 1936 ' da '' LEYLA '' ismini aldığı belirtiliyor . Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliği'nin ülkemizdeki temsilcisi Amerikan Board heyeti ,faaliyetini Sağlık ve Eğitim Vakıfları eliyle yürütüyor . Vakfın mütevelli heyetinin başında ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER'in kocası Yaşar YAŞER bulunuyor .
ÇEV , en son 1 Mart 2004 tarihinde Sabah gazetesindeyayımlanan bir haberle gündeme geldi . Habere göre Jandarna ve ÇEV , ortaklaşa düzenledikleri bir kampanya ile 3 bin öğrenciyi okutmak için maddi imkan sağladı . Vakıf , geçtiğimiz yıllarda ise burs dağıtında yaptığı ayrımcılıkla gündeme gelmişti . Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin ele geçirdiği belgelere göre öğrenciler Alevi , Kürt , Dinci , Tarikatçı şeklinde fişlendi . Devletin fakir öğrenciler için İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na tahsis ettiği burslar ÇEV , ÇYDD CEM VAKFI , ADD ve ROTARY KULÜBU'nce seçilen öğrencilere verildi . Müfettişler bunun Anayasal suş olduğuna dikkat çekmişti . Müfettişlerin hazırladığı raporda ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER ' in kişisel çıkarları için vakfı zarara uğrattığı da dile getirilmiş ; vakfın , yurtdışından topladığı bağışlar için Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı'ndan izin almadığı tespit edilmişti . Vakıfta ele geçen mülakat formlarındaki şu bilgiler hafızalara kazınmıştı : '' C.H. ; ÇOCUK ALEVİ , HEMEN VERİLMELİ . M.Ş. ; KÜRT VE AKILLI ÇOCUK , OLUMLU . A.O. ; TARİKATLARA İNANIYOR , OLUMSUZ . S.Ç. ; İHTİYACI VAR , ANCAK BANA GERİCİ GİBİ GÖRÜNDÜ . A.A. ; RESMEN TAKİYYE YAPIYOR , OLUMSUZ . Ç.A. ; FETHULLAH HOCA HAYRANI , RET . ''
Bu arada ÇYDD de '' ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN ÇAĞDAŞ KIZLARI '' adı altında Turkcell şirketiyle ortaklaşa bir kampanya düzenlemişti . Kampanyada ÇYDD , 33 ilde yaşayan 5 bin kız öğrenciye eğitim yardımı yaptığını açıklamıştı . Başkanlığını Gülseven YAŞER'in yaptığı ÇEV ile AMERİKAN BOARD heyeti ve ADD koordinasyon içerisinde olup , ÇEV deprem deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlıyarak AMERİKAN BOARD ' dan yardım talebinde bulunmuştur . ÇEV , ayrıca 3 bine yakın öğrenciye burs vermektedir .
Merkezi İSviçre Cenevre'de bulunan Dünya Kiliseler Birliğinin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur

ÇYDD'nin Türkiye'de Misyonerliğe Hizmet Ettiği MİT Taraf

Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan deşifre edilmiş '' MİSYONERLİK '' raporunda Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ATATÜRKçü Düşünce Derneği (ADD) de yer alıyor . İstihbarat Başkanı Cemal UZGÖREN imzalı raporda ÇEV misyonerlik faaliyeti yapan Dünya Kiliseler Birliği ile işbirliği yapmakla , ÇYDD ve ADD ise '' ATATÜRK'Ü KALKAN OLARAK KULLANIP '' yardım adı altında para toplandığının altı çiziliyor .MİT'in yazısında ÇYDD Başkanı Türkan SAYLAN'ın annesi Lili Mina RAIMAN'ın aslen Hıristiyan olduğu ve , 1936 ' da '' LEYLA '' ismini aldığı belirtiliyor . Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliği'nin ülkemizdeki temsilcisi Amerikan Board heyeti ,faaliyetini Sağlık ve Eğitim Vakıfları eliyle yürütüyor . Vakfın mütevelli heyetinin başında ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER'in kocası Yaşar YAŞER bulunuyor .
ÇEV , en son 1 Mart 2004 tarihinde Sabah gazetesindeyayımlanan bir haberle gündeme geldi . Habere göre Jandarna ve ÇEV , ortaklaşa düzenledikleri bir kampanya ile 3 bin öğrenciyi okutmak için maddi imkan sağladı . Vakıf , geçtiğimiz yıllarda ise burs dağıtında yaptığı ayrımcılıkla gündeme gelmişti . Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin ele geçirdiği belgelere göre öğrenciler Alevi , Kürt , Dinci , Tarikatçı şeklinde fişlendi . Devletin fakir öğrenciler için İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na tahsis ettiği burslar ÇEV , ÇYDD CEM VAKFI , ADD ve ROTARY KULÜBU'nce seçilen öğrencilere verildi . Müfettişler bunun Anayasal suş olduğuna dikkat çekmişti . Müfettişlerin hazırladığı raporda ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER ' in kişisel çıkarları için vakfı zarara uğrattığı da dile getirilmiş ; vakfın , yurtdışından topladığı bağışlar için Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı'ndan izin almadığı tespit edilmişti . Vakıfta ele geçen mülakat formlarındaki şu bilgiler hafızalara kazınmıştı : '' C.H. ; ÇOCUK ALEVİ , HEMEN VERİLMELİ . M.Ş. ; KÜRT VE AKILLI ÇOCUK , OLUMLU . A.O. ; TARİKATLARA İNANIYOR , OLUMSUZ . S.Ç. ; İHTİYACI VAR , ANCAK BANA GERİCİ GİBİ GÖRÜNDÜ . A.A. ; RESMEN TAKİYYE YAPIYOR , OLUMSUZ . Ç.A. ; FETHULLAH HOCA HAYRANI , RET . ''
Bu arada ÇYDD de '' ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN ÇAĞDAŞ KIZLARI '' adı altında Turkcell şirketiyle ortaklaşa bir kampanya düzenlemişti . Kampanyada ÇYDD , 33 ilde yaşayan 5 bin kız öğrenciye eğitim yardımı yaptığını açıklamıştı . Başkanlığını Gülseven YAŞER'in yaptığı ÇEV ile AMERİKAN BOARD heyeti ve ADD koordinasyon içerisinde olup , ÇEV deprem deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlıyarak AMERİKAN BOARD ' dan yardım talebinde bulunmuştur . ÇEV , ayrıca 3 bine yakın öğrenciye burs vermektedir .
Merkezi İSviçre Cenevre'de bulunan Dünya Kiliseler Birliğinin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur

ÇYDD'nin Türkiye'de Misyonerliğe Hizmet Ettiği MİT Taraf

Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan deşifre edilmiş '' MİSYONERLİK '' raporunda Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ATATÜRKçü Düşünce Derneği (ADD) de yer alıyor . İstihbarat Başkanı Cemal UZGÖREN imzalı raporda ÇEV misyonerlik faaliyeti yapan Dünya Kiliseler Birliği ile işbirliği yapmakla , ÇYDD ve ADD ise '' ATATÜRK'Ü KALKAN OLARAK KULLANIP '' yardım adı altında para toplandığının altı çiziliyor .MİT'in yazısında ÇYDD Başkanı Türkan SAYLAN'ın annesi Lili Mina RAIMAN'ın aslen Hıristiyan olduğu ve , 1936 ' da '' LEYLA '' ismini aldığı belirtiliyor . Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliği'nin ülkemizdeki temsilcisi Amerikan Board heyeti ,faaliyetini Sağlık ve Eğitim Vakıfları eliyle yürütüyor . Vakfın mütevelli heyetinin başında ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER'in kocası Yaşar YAŞER bulunuyor .
ÇEV , en son 1 Mart 2004 tarihinde Sabah gazetesindeyayımlanan bir haberle gündeme geldi . Habere göre Jandarna ve ÇEV , ortaklaşa düzenledikleri bir kampanya ile 3 bin öğrenciyi okutmak için maddi imkan sağladı . Vakıf , geçtiğimiz yıllarda ise burs dağıtında yaptığı ayrımcılıkla gündeme gelmişti . Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin ele geçirdiği belgelere göre öğrenciler Alevi , Kürt , Dinci , Tarikatçı şeklinde fişlendi . Devletin fakir öğrenciler için İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na tahsis ettiği burslar ÇEV , ÇYDD CEM VAKFI , ADD ve ROTARY KULÜBU'nce seçilen öğrencilere verildi . Müfettişler bunun Anayasal suş olduğuna dikkat çekmişti . Müfettişlerin hazırladığı raporda ÇEV Başkanı Gülseven YAŞER ' in kişisel çıkarları için vakfı zarara uğrattığı da dile getirilmiş ; vakfın , yurtdışından topladığı bağışlar için Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı'ndan izin almadığı tespit edilmişti . Vakıfta ele geçen mülakat formlarındaki şu bilgiler hafızalara kazınmıştı : '' C.H. ; ÇOCUK ALEVİ , HEMEN VERİLMELİ . M.Ş. ; KÜRT VE AKILLI ÇOCUK , OLUMLU . A.O. ; TARİKATLARA İNANIYOR , OLUMSUZ . S.Ç. ; İHTİYACI VAR , ANCAK BANA GERİCİ GİBİ GÖRÜNDÜ . A.A. ; RESMEN TAKİYYE YAPIYOR , OLUMSUZ . Ç.A. ; FETHULLAH HOCA HAYRANI , RET . ''
Bu arada ÇYDD de '' ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN ÇAĞDAŞ KIZLARI '' adı altında Turkcell şirketiyle ortaklaşa bir kampanya düzenlemişti . Kampanyada ÇYDD , 33 ilde yaşayan 5 bin kız öğrenciye eğitim yardımı yaptığını açıklamıştı . Başkanlığını Gülseven YAŞER'in yaptığı ÇEV ile AMERİKAN BOARD heyeti ve ADD koordinasyon içerisinde olup , ÇEV deprem deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlıyarak AMERİKAN BOARD ' dan yardım talebinde bulunmuştur . ÇEV , ayrıca 3 bine yakın öğrenciye burs vermektedir .
Merkezi İSviçre Cenevre'de bulunan Dünya Kiliseler Birliğinin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur

KCK'nın eylemleri Ergenekon'un hedefleriyle örtüşüyor

Kürdistan Topluluklar Birliği'nin (KCK) kaos eylem hedefleri, Ergenekon iddianamesinde anlatılıyor. Terör örgütünün, Ergenekon'un amaçlarına hizmet ettiğinin belirtildiği iddianamedeki faaliyetler, Diyarbakır Başsavcılığı'nın KCK operasyonunda ulaştığı bilgilerle bire bir örtüşüyor. 
 
 
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın terör örgütü pkk'nın 'Türkiye Meclisi' örgütlenmesi Kürdistan Topluluklar Birliği'ne (KCK) yönelik yürüttüğü soruşturma, yapılanmanın Ergenekon bağlantılarını da ortaya çıkardı. Asıl hedefi şehirlerde kaos oluşturmak ve özerk yasama, yürütme ve yargı sistemi kurmak olan KCK'nın amaçları ikinci Ergenekon iddianamesindeki 'Panzehir' isimli belgelerde ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Diyarbakır'da özel yetkili 5 savcının yürüttüğü soruşturma kapsamında ulaşılan bilgilerin de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tespit ettiği Ergenekon-pkk bağlantılarıyla örtüşmesi dikkat çekiyor. Darbe girişimlerinin anlatıldığı 2. iddianamede, Türk-Kürt çatışması hedefleyen örgütün, kaos ortamıyla Ergenekon'un amaçlarına hizmet ettiği vurgulanıyor. KCK'nın şehirlerde planlayıp hayata geçirdiği serhildan (başkaldırı) eylemlerine dikkat çekiliyor.

İki yıldır süren teknik takibin ardından 12 ilde eşzamanlı başlatılan operasyonlarda dün 1 kişi daha gözaltına alındı. Böylece gözaltındakilerin sayısı 52'ye yükseldi. Soruşturma kapsamında 5 kişi de aranıyor.

pkk'nın şehir yapılanmasına yönelik operasyonlarda çarpıcı bilgilere ulaşıldı. Öcalan'ın talimatıyla Türkiye, Irak, İran ve Suriye topraklarını esas alan konfederal bir sistem hedefi üzerine yapılandığı belirtilen KCK, şehirlerde kaos çıkarmayı ve bölgelerde özerk yasama, yürütme ve yargı sistemi oluşturmayı amaçlamış. KCK'nın amaçları Ergenekon iddianamesindeki 'Panzehir' isimli belgelerde de detaylı olarak anlatılıyor. Ergenekon dokümanlarındaki pkk-Ergenekon ilişkileri, tanık ifadeleri ve ele geçirilen deliller, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ulaştığı bilgilerle örtüşüyor. Ergenekon iddianamesinde gizli tanık Deniz'in verdiği ifadelere göre terör örgütü, ülkemizde Türk-Kürt çatışmasının başlamasına sebebiyet verecek şekilde DTP Milletvekili Ahmet Türk, Sebahat Tuncel ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir gibi önemli isimlere suikast planlamış. Ancak tetikçilik yapacak şahsın yakalanması üzerine bu olayların önüne geçildiği belirtiliyor.

Bülent Dumlu'nun verdiği ifadelerden yola çıkan savcılar ise örgüt ile ilgili iddianamede şu değerlendirmede bulunuyor: "pkk terör örgütünün, gençliği ve kitlesini harekete geçirerek serhildan (başkaldırı-sivil itaatsizlik) tipi eylemler yaptırdığı, Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirmek suretiyle kaos ortamı oluşturmayı amaçladıkları, bu kaos ortamının da, pkk ve ondan medet uman Ergenekon terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirlenmiştir."

Ergenekon'un pkk ile bağlantısının geniş yer bulduğu iddianamede, "Terör örgütü özellikle halkın yoğun olduğu yerlere, kamu binalarına ve askeri hedeflere bombalama, suikast ve sabotaj türü eylemler gerçekleştirerek bir Türk-Kürt çatışması oluşturmak suretiyle halkı sokağa dökmeyi hedeflemişlerdir." ifadeleri kullanılıyor.

pkk ile işbirliği yapılmış

Ergenekon davasının sanıkları Veli Küçük ve Ümit Oğuztan'da ele geçirilen 'Panzehir' isimli belgelerde pkk'nın tamamen tasfiye edilmesi yerine örgütün elebaşısı Abdullah Öcalan ile işbirliği yapılması gerektiği belirtilmişti. Ergenekon içerisinde yer alan genç subayların pkk'nın üst düzey yönetici kadrolarına getirilmesi bile planlanmış. İddianamede, "Ergenekon'un amacı, kendi kontrollerindeki terör örgütlerini kullanarak devlet otoritesini zaafa uğratıp, kamu düzenini bozup örgütü yönetmeye çalışmaktır." deniliyor. Ergenekon'un pkk'yı kullanarak kaos planlarını hayata geçirdiği aktarılıyor. Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan ve pkk ilişkilerine dikkat çekiliyor. Perinçek'in örgütteki 'Teori ve Planlama Dairesi Başkanlığı'ndaki görevlerinden birinin de pkk başta olmak üzere terör örgütleriyle irtibat kurmak olduğu vurgulanıyor. Bu kapsamda Doğu Perinçek'in 1986-1987 yıllarında Bekaa Vadisi'nde bulunan Helve kampına geldiğinde Abdullah Öcalan tarafından bizzat ve askeri törenle karşılandığı anlatılıyor.


KCK'nın eylemleri, Ergenekon'un hedefleriyle örtüşüyor
KCK'nın eylemleri

Uyuşturucu gelirlerini yönetip, zorla vergi bağış toplamışlar:

Güvenlik güçlerinin ilk tespitine göre, KCK, pkk'nın üslendiği ülkelerde (İran, Irak, Türkiye, Suriye), Avrupa ve Asya'daki örgüt mensuplarının aracılığıyla oluşturduğu uyuşturucu ağını kontrol ediyordu. Uyuşturucudan bağış, vergi adı altında elde edilen gelirleri pkk'ya aktarmak da örgütün işiydi.

Serhildan (başkaldırı) ayaklanma, kaos oluşturma:

Özellikle hükümeti zor durumda bırakmak için toplum içerisinde huzursuzluğa sebep olacak eylemler organize etmek örgütün işiydi. Özellikle şehirlerde yapılacak bombalama, molotof atma gibi eylemlerle güvenlik güçlerini ve iktidarı zor durumda bırakmayı amaçlamıştı. Kepenk kapattırma halka yapılan baskılar arasında yer aldı.

DTP'yi yönetmek ve yönlendirmek istemişler:

KCK eliyle DTP'ye el atan pkk; Ergenekon'un istediği yönde hareket etmesi için partiye, belediye başkanlarına, milletvekillerine baskı uyguladı.

Ergenekon'un stratejileri

Naylon terör örgütü kurma, uyuşturucu ve haraç trafiğini yönetme:

Ergenekon'un temel belgeleri Lobi ve Panzehir'de yer alan bilgilere göre; naylon terör örgütleri kurulması ya da mevcutlarının kullanılması yöntem olarak belirlenmişti. Uyuşturucu, kara para trafiği ve mafya kontrol altına alınacaktı.

Kaos oluşturma:

Örgütün en önemli amaçlarından biri ülkede kaos oluşturmaktı. Kaostan oluşacak ortamda daha rahat hareket etmeyi ve amaçlarına ulaşmayı hedefleyen örgüt ses getirecek eylem ve suikastlar planlıyordu. Bu sayede hükümete karşı da elini güçlendirmeyi hedefliyordu.

Siyasî partiler kurmak, yönetmek ve parçalamak:

İkinci iddianamede Ergenekon'un CHP ve MHP'nin yönetimini ele geçirmek, AK Parti'yi bölmek istediği ortaya çıktı. İşçi Partisi'nin bu yönde kullanıldığı tespit edildi. Bunun için siyasi partilere bile sızıldığı belirlendi. Aranan ve tutuklanan siyasiler var.